17 Kasım 2009 Salı

Öğrenme Güçlüğü Olanlar

Öğrenme Güçlüğü Olanlar

Zihinsel yetersizliği olmadığı halde akademik-sosyal-devimsel yetersizliklere sahip çocuklardır

Aileye Öneriler


1. Aşırı hareketli ve dikkati dağınık olan öğrencinin öğrenmesine ket vurabilecek uyaranların azaltılması ve çevreden arındırılması gerekir. (Çocuğun ders çalıştığı odadaki parlak,dikkat çekici uyaranların azaltılması

2. Öğrenme güçlüğü gösteren çocukların çalışma becerilerini kullanma yeteneğindeki sınırlılıklardan dolayı çocuğa çalışma becerilerini kullanmasını sağlayıcı ev egzersizleri yaptırmak gerekir.(’Günlük hazırlık ve temizlik işlerine katılma

3. Öğrenme güçlüğü gösteren çocuklar başarısızlık beklentisi yaşadıklarından onlara evde birtakım sorumluluklar verip,başarıları ödüllendirilmelidir.

4. Bu çocuklar için,dikkat egzersizleri uygulanabilir (boncuk dizme)

5. Öğrenme güçlüğü gösteren çocuğun olumsuz davranışlarını azaltmak için davranış değiştirme tekniklerinden yararlanır.(olumsuz davranışını ve söylediği olumsuz şeyleri önemsememek)

6. Öğrenme güçlüğü olan çocuk doktora gönderilip, fizyolojik problemi varsa tespit edilmelidir.

7. Öğrenme güçlüğü gösteren çocuklarda görsel ve işitsel algılama problemi vardır. Bu çocukların görsel ve işitsel algı yeteneğini geliştirin.

Görsel Algılama Becerilerini Geliştirme Yolları

Eşyaları sınıflandırma faaliyetleri; (eşyaların renklerine, büyüklüklerine şekillerine, cinslerine göre kümeleme)

Ayırt etme faaliyetleri; bu çalışmada resimler, geometrik şekiller ve desenli malzemeler kullanılır.

Hafıza oyunları; bu oyunlarda değişik tıp eşyalar kullanarak bunların çocuğa neyi hatırlattığı veya bunları görünce çocuğa ne hissettiği sorulur.

İşitsel Algılama Becerilerini Geliştirme Yolları

Gözlerini kapayarak hatırlatma oyunları oynatma (El çırparak ellerini kaç defa çırptım”diye sorunuz. Hatırlama oyunları iki,üç veya dört etaplı olabilir. Mesela mavi kitabı al. masanın üzerine koy.”

Cümle tamamlama oyunları (“sirkte neler işittin?ilk defa ne işittin ve sonra işittiğinneydi’?”) Tanıma, ayırma ve lokalizasyon (geldiği yeri belirleme )faaliyetler;su sesi .kapı sesi (çarpma şeklinde) köpek havlaması, kedi miyavlaması gibi her gün her yerde duyulabilen sesleri kullanarak “bu sesleri tanıyabiliyor musun?” ‘Hangi seslerin aynı ve hangilerinin ayrı olduğunu” ‘bu seslerin hangi taraftan geldiğini” söyle bakalım

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

Zihinsel yetersizliği olmadığı halde akademik-sosyal-devimsel yetersizliklere sahip çocuklardır.

Öğretmene Öneriler

1. Bu çocuklara çalışma becerilerini kullanmayı geliştirici ev egzersizleri verilmelidir. (Ders tekrarı yapması)

2. Sınıfta kullanılan komutlar basit, kısa ve net olmalıdır.

3. Öğrenme güçlüğü gösteren çocukların işitsel ve görsel uyaranları bellekte tutabilmeleri söze dayalı materyalleri hatırlamaları güç olduğundan aileye diyaloğa geçip , evde derslere ilişkin soru-cevap tarzında zihin egzersizleri yaptırılabilir­

4. Görsel algılama problemi olan öğrenme güçlüğü olan çocuk, harfleri kopya edemeyebilir. Bazı geometrik şekilleri birbirinden ayırt edemeyebilir. Bu çocukları eğitim faaliyetlerine katılmaya teşvik edin.

5. Öğrenme güçlüğü olan çocuklarda işitsel algılama problemlerine normal çocuklardan daha fazla rastlanmaktadır. İşitsel algılama problemi olan çocuklar; kapı ziliyle telefon zilinin sesini ayırt edemeyebilirler. Bu duruma dikkat edilmelidir.

6. Öğrenme güçlüğü olan çocuklar başarısızlık beklentisi yaşadıklarından, onlara sınıfta söz hakkı verilmeli,derse katılımları sağlanmalı ve başarıları ödüllendirilmelidir. Başarısızlığın üstesinden gelmeye hizmet edecek stratejilerin çocuğa kazandırılması gerekmektedir.

7. Öğrenme güçlüğü gösteren çocuklar hoşa gitmeyen bir davranış gösterdiğinde, o davranışı ortadan kaldırmak için, davranış değiştirme yaklaşımına yer verilmelidir; bulunulan yere, zamana, ortama uygun olmayan bir şekilde söz yahut davranışta bulunan kişinin,bu tür davranış ve sözlerini görmezden gelerek,onun o ortamdan uzaklaştırılmasının sağlanması faydalı olacaktır.

8. Öğrenme güçlüğü gösteren çocuklar,duygusal bozukluk gösteren çocukların davranış özelliklerini göstermektedirler. Öğrenme güçlüğü olan çocuk, çoğu zaman mutsuzdur Kendini değerlendirmesi olumlu değildir. Sınıftaki çocukların, kiminle oynadığı araştırıldığında genellikle öğrenme güçlüğü olan çocukların görmezlikten gelindiği belirtilmektedir. Bu çocuklar arkadaşlarına olumsuz şeyler söyleme eğilimindedirler.

9. Öğretmen, öğrenme güçlüğü gösteren çocuğun hyperactıve(aşırı hareketlilik) olduğunu anlarsa sınıf içinde ortam düzenlemesine gidebilir. Öğrenciyi duvardan tarafa oturtarak ve sırasında yer alabilecek dikkat dağıtıcı unsurları ayıklayarak bu tip davranışları azaltabilir. Ancak bu tür düzenlemeler yapılırken,çocukla konuşularak yapılanların, cezalandırma için yapamadığı anlatılmalıdır.

10. Öğrenme güçlüğü olan çocuğun, herhangi bir eyleme girişmeden önce düşünmesi sağlanmalıdır. Burada amaç; öğrencinin kendisinin kullanabileceği stratejileri sağlayarak kendine yeterli ve bağımsızlığını kazanmış öğrenciler yetiştirmektir Okuduğunu anlamayı arttırmak için kendi kendini sorgulama tekniğiyle öğrenciyi destekleyen taktikler kazandırılabilir. İlk olarak öğrenci kendisine “bu parçaya neden çalışıyorum’ sorusunu sormak, ana fikirlerini bulup altlarını işaretleme, ana fıkirlere ilişkin soru düşünüp yazma, soruya ve yanıtlarına tekrar bakıp, nasıl daha fazla bilgi sağlanabileceğini gösterilmelidir

11. Öğrenme güçlüklerinin oluşmasını arttıran ve öğrenme güçlüğü olan çocukların, yararı olmayan öğretmen tipi, tüm çocukların aynı şekilde öğrendiğini ve başarılı öğretim tekniğini sadece kendisinin bildiğine inanan ve bir tek öğretme sürecine yer veren öğretmendir.


Görsel Algılama Becerilerini Geliştirme Yolları:

Eşyaları sınıflandırma faaliyetleri; (eşyaların renklerine, büyüklüklerine şekillerine, cinslerine göre kümeleme)

Ayırt etme faaliyetleri; bu çalışmada resimler, geometrik şekiller ve desenli malzemeler kullanılır.

Hafıza oyunları; bu oyunlarda değişik tıp eşyalar kullanarak bunların çocuğa neyi hatırlattığı veya bunları görünce çocuğa ne hissettiği sorulur.


İşitsel Algılama Becerilerini Geliştirme Yolları:

Gözlerini kapayarak hatırlatma oyunları oynatma (El çırparak “ellerimi kaç defa çırptım”diye sorunuz. Hatırlama oyunları iki,üç veya dört etaplı olabilir. Mesela ‘mavi kitabı al, masanın üzerine koy.”

Cümle tamamlama oyunları (“sirkte neler işittin?İlk defa ne işinin ve sonra işittiğin neydi?”)

Tanıma,ayırma ve lokalizasyon (geldiği yeri belirleme ) faaliyetleri;su sesi,kapı sesi (çarpma şeklinde) köpek havlaması, kedi miyavlaması gibi her gün her yerde duyulabilen sesleri kullanarak “bu seslen tanıyabiliyor musun?” “Hangi seslerin ayni ve hangilerinin ayrı olduğunu” “bu seslerin hangi taraftan geldiğini” söyle bakalım.

Kaynaklar
http://ozelegitim.psikolojikdanisma.net/ogrenme_guclugu_olanlar.htm

Asperger Sendromu

Asperger Sendromu teşhisi
Asperger Sendromu (AS diye kısaltılacak) teşhisi konmuş çocuklar arkadaşlarınca eksantrik ve acayip olarak değerlendirilir. Sosyal yeteneklerindeki beceriksizlik nedeniyle günah keçisi haline getirilirler. Sakarlıkları ve anlaşılması güç konulara takıntı derecesindeki ilgileri “acayip” olarak tanımlanmalarını artırıcı rol oynar. AS’lı çocuklar insan ilişkilerini ve sosyal olayların (gelenek görenek gibi) kurallarını anlamamaları nedeniyle naif ve common sense’lerinin olmaması nedeniyle de göze batarlar. Esnek olmamaları ve değişikliklerle başa çıkamamaları onları duygusal olarak kırılgan ve strese kolay maruz kalan bir hale sokar. AS’lı çocuklar (ki bunların çoğu erkektir) ortalama ve daha üstü zeka seviyesindedir ve süper hafızaları vardır. Tek bir konuya eğilip onun peşinden koşmaları da ilerki yaşamlarında büyük başarılara neden olabilir.

AS, otizmin çok uç (higher end) bir bozukluğu olarak düşünülmektedir. Bu bağlamdaki kişilerle kıyaslandığında low functioning otistik çocuk kendi dünyasında yaşar, higher functioning otistikler bizim dünyamızda ama kendi yöntemiyle yaşar. (Van Krevelen, 1991)

Doğal olarak AS’lı tüm çocuklar aynı değildir. Her birinin kendine özgü kişiliği vardır. Tipik semptomlar kişiye özgü şekillerde tezahür eder. Sonuç olarak diğer normal çocukların tümüne birden uygulanabilecek bir eğitim yöntemi olmadığı gibi AS’lı çocukların tümü için de bir sınıf reçetesi olamaz. Aşağıda Asperger Sendromunu belirleyen 7 tanımlayıcı özellik ve bunu takiben öneriler ve sınıf içi stratejiler vardır. Bu öneriler çocuğun ihtiyaçlarına göre şekillendirilmelidir.

Aynılıkta Israrcılık

AS’lı çocuklar küçük değişikliklerin hakkından gelemez, çevresel stres faktörlerine karşı aşırı duyarlıdır ve bazen ritüellerle ilgilenirler. Endişelidirler, kendilerini bekleyen şeyin ne olduğunu bilmezlerse takıntı derecesinde endişe duyarlar. Stres, aşırı yorgunluk ve duygusal yüklenmeler karşısında kolaylıkla dengelerini kaybedebilirler.

Öneriler:

* Tahmin edilebilir ve güvenli bir çevre sağlamak

* Geçişleri minimize etmek

* Tutarlı günlük rutin sağlamak: AS’lı çocuk her günün rutinini anlamalı ve elindeki işe konsantre olmak için ne beklendiğini bilmelidir.

* Sürprizlerden kaçınmak: Çocuğu özel aktivitelere, değişen programlara veya her türlü rutin değişikliğine karşı, ne kadar küçük bir değişiklik olduğuna bakılmaksızın, önceden ve dikkatli bir şekilde hazırlamak gerekir.

* Çocuğu yeni bir aktiviteye, öğretmene, sınıfa, okula, kampa vs. önceden uyararak korkularını yatıştırmalıdır. Haberdar edildikten sonra en kısa sürede de takıntılı endişesi yatıştırılmalıdır (Örn: AS’lı çocuk okul değiştirmek zorunda kalırsa yeni öğretmeni ile tanıştırılmalı, okul gezdirilmeli ve bunlar okul başlamadan önce yapılmalıdır. Yeni okulunun rutininin tanıdık olması açısından okul tayini eski okulu tarafından yapılmalıdır. Yeni öğretmen çocuğun özel ilgi alanlarını keşfetmeli ve çocuğun ilk günü için bu konuda kitapları ve aktiviteleri hazır etmelidir.)

Sosyal Etkileşimin Zararı:

AS’lı çocuklar sosyal etkileşimin karmaşık kurallarını anlamada yeteneksizlik gösterirler. Naiftirler. Çok fazla benmerkezcidirler. Fiziksel temastan hoşlanmayabilirler. Şakaları anlamazlar. Ses tonları doğal değildir. Uygun olmayan bakışları ve beden dilleri vardır. Hassas ve zarif değillerdir. Sosyal ipuçlarını yanlış değerlendirirler. Sosyal mesafeyi değerlendiremezler. Konuşmaya başlamada ve sürdürmede yeteneksizdirler. Konuşmaları gelişmiş ama iletişimleri zayıftır. Konuşma stilleri kimi zaman fazla yetişkinvaridir ve “küçük profesör” diye nitelendirilebilirler. Kolaylıkla kullanılabilirler (başkalarının yalan söyleyebileceğini veya aldatılabileceklerini algılayamazlar) ve genellikle sosyal dünyanın bir parçası olmak için istekleri vardır.

Öneriler:

* Çocuğu kabadayılıktan ve kızdırılmaktan koruyun.

* Daha büyük yaş gruplarında, sosyal beceriksizlik ciddi hale gelince, problemin gerçek bir özür olduğu konusunda akranlarını eğitin. Sınıf arkadaşları ona şefkatle davrandıklarında onları övün. Bu işlem diğer çocukların sabrını ve empatisini artırırken günah keçisi durumunu da engeller.

* Akranlarınca hayranlık uyandıracak hafıza, kelime hazinesi, okuma yeteneği gibi özelliklerini ortaya çıkaracak durumlar yaratarak akademik yeterliklerini vurgulayın. Bu durum kabul görmeyi artıracaktır.

* AS’lı çocukların çoğu arkadaş ister ama nasıl davranacağını bilemez. Çeşitli durumlarda nasıl reaksiyon göstereceği öğretilmeli ve değişik sosyal durumlarda kullanması için repertuar hazırlanıp verilmelidir. Çocuğa ne söyleyeceğini ve nasıl söyleyeceğini öğretin. Çift yönlü iletişim için model olun ve role-play yapmasını isteyin. Bu çocukların sosyal alandaki değerlendirmeleri diğerlerin kendiliklerinden öğrendikleri kuralların öğretilmesinden sonra gelişir. AS’lı bir profesör insan ilişkilerini anlama sürecinde kendisini Mars’tan gelen bir antropolog gibi hissettiğini belirtmiştir (Sacks, 1993).

* AS’lı çocuklar diğerlerinin duygularını anlamamalarına rağmen doğru davranmayı öğrenebilirler. İstemeden ve amaçlamadan hakaret ederlerse, nazik olmazlarsa veya duyarsız davranırlarsa bu davranışlarının niye doğru olmadığı açıklanmalı ve doğru davranışın ne olduğu anlatılmalıdır. AS’lı yetişkinler sosyal olayları entelektüel yetenekleri ile öğrenmelidir, çünkü sosyal içgüdüleri ve sezgileri yoktur.

* Yaşça daha büyük AS’lı öğrenciler “buddy sistemi” bir arkadaştan fayda görebilirler.Öğretmen duyarlı bir sınıf arkadaşını AS’lı çocuğun durumu ile ilgili eğiterek yanına oturtabilir.Arkadaşı AS’lı çocuğu her ortamda (serviste ,teneffüste ) izleyerek onu okul aktivitelerine dahil etmek için çabalamalıdır.

* AS’lı çocukların inzivaya çekilme eğilimi vardır.Bu yüzden öğretmen diğerlerinin arasına katılması için teşvik etmelidir.Aktif sosyalleşmeye cesaretlendirmeli ve izole olarak sadece kendi ilgi alanına yönelik geçirdiği zamanı sınırlandırılmalıdır. Örneğin öğle yemeği sırasında bir öğretmen AS’lı çocuğun yanına oturarak onu akranlarının konuşmalarına katılmaya teşvik edebilir. Bunu yaparken sadece fikrini söylemesi ve sorular sorması ile yetinmeyip diğer öğrencilere de usta manevralarla aynısını yaptırtmak gerekir.

Sınırlı ilgi alanı:

AS’lı çocukların tuhaf ilgileri veya acayip, yoğun tutkuları (alışılmadık şeyleri saplantı halinde biriktirme gibi) vardır. İlgi alanları konusunda insafsızca konferans verme eğilimindedirler; bu konularda tekrarlayan sorular sorarlar; fikir üretmekte problemleri vardır; diğerlerinin isteklerine aldırmaksızın kendi eğilimlerini takip ederler ve bazen de kendi kısıtlı ilgi alanları dışında kalan herhangi bir şeyi öğrenmeyi reddedebilirler.

Öneriler:

* AS’lı çocuğun izole ilgi alanı hakkındaki sorularına ve tartışmalarına sebatla izin vermeyin. Bu davranışlarını günün belli bir zaman dilimi ile sınırlandırın. Örneğin hayvan saplantısı olan ve sınıftaki bir evcil kaplumbağa ile ilgili sayısız soruları olan bir AS’lı çocuğun bu sorularını sadece teneffüste sorması gerektiğini öğrettim. Bu onun için günlük rutin haline geldi ve diğer zamanlarda böyle sorular sormaya başladığı zaman kendini durdurması gerektiğini kısa sürede öğrendi.

* İstenen bir davranışa doğru olumlu yöndeki zorlama AS’lı çocuğa yardım etmedeki en önemli stratejidir (Dewey 1991). Bu çocuklar övgüye yanıt verir (Örneğin sürekli soru soran bir çocuğun ara verdiğinde ve başkalarına söz hakkı tanıdığında öğretmeni tarafından övülmesi ve kutlanması gibi). Bu çocuklar ayrıca diğer çocuklara verilmiş bir hakkı kullandıklarında , istenen bir sosyal davranışta bulunduklarında da övülmelidir.

* AS’lı bazı çocuklar ilgi alanları dışında bir şey yapmak istemezler. Sınıftaki çalışmanın tamamlanması için kesin kurallar konulmalıdır. AS’lı çocuğa kontrol dışına çıktığı ve kurallara uyması gerektiği çok açık şekilde söylenmelidir. Ancak bununla beraber sınıf ona kendi ilgilerine yönelmesi için de fırsat vermeli ve bir orta noktada buluşulmalıdır.

* Özellikle inatçı ve kafa tutan çocuklar için tüm ödevlerin ilgi alanları etrafında toplanarak kişiselleştirilmesi gerekebilir. (Örn: Eğer ilgi alanı dinozorlar ise gramer cümlelerinden, matematik problemlerine, okumadan hecelemeye kadar her şey dinozorlarla ilgili olmalıdır.) Ödevlerindeki diğer konulara yavaş yavaş geçilir.

* Öğrencilere işlenen konudan ama kendi ilgi alanı ile bağlantılı ödevler verilmelidir. Örneğin trenlere saplantısı olan bir çocuğa, sosyal dersinde bir ülke işleniyorsa, o ülkenin ulaşım sistemini araştırması verilebilir.

* Çocuğun tutkularını onun ilgi alanlarını geliştirmekte bir yol olarak kullanın. Örneğin hayvan saplantısı olan bir çocuktan yağmur ormanları konusu işlenirken, yağmur ormanlarındaki hayvanları ve hayvanların evi olması nedeniyle de ormanları çalışması istendi. Bu çocuğu öyle motive etti ki yaşamak için hayvanların evi olan ormanı kesmek zorunda kalan yerli halkı da araştırıp öğrendi.

Zayıf Konsantrasyon:

AS’lı çocuklar sıklıkla içlerinde gelen uyarılarla yapmakta olan işlerden uzaklaşırlar. Deorganizedirler. Sınıftaki aktivitelere sürekli odaklanma konusunda zorlanırlar ( bu çoğunlukla dikkat eksikliğinden değil, odağın acayipliğindendir; AS’lı yetişkinler ise ilgili olanın ne olduğunu bulup çıkaramaz, dolayısıyla dikkat ilgisiz uyaranlara odaklanır); hayal alemine dalmaktan daha yoğun bir şekilde kendi karmaşık iç dünyalarına çekilme eğilimindedirler ve grup halinde öğrenmede zorluk çekerler

Öneriler:

* Eğer AS’lı çocuk sınıfta üretken olacaksa çok ciddi miktarda sıkı ve disiplinli dış yapılanma gerçekleştirilmelidir. Ödevler küçük parçalara bölünmeli ve öğretmen sık sık geri bildirimde bulunmalı ve yeniden yönlendirmelidir.

* Ciddi konsantrasyon problemi olan çocuklar belli sürelere bölünmüş çalışma seanslarından fayda görürler. Bu kendilerine organize etmelerine yardım eder. Süresinde tamamlanmamış ( ya da dikkatsizce yapılmış) sınıf çalışmaları çocuğun kendisine ait zaman içinde (teneffüste veya özel ilgi alanlarına yöneleceği sürede) tamamlanmalıdır. AS’lı çocuklar bazen inatçı olabilir. Kesin beklentiler ve onlara olumlu yönde zorlama yapacak kuralların uygulanmasına ihtiyaçları vardır. (böyle bir program AS’lı çocukları üretken olmaya motive eder ki bu da kendine olan güvenlerini artırır ve stres seviyesini düşürür, çünkü çocuk kendini yetenekli görür.)

* AS’lı öğrencilerdeki düşük konsantrasyon, düşük yazma hızı ve ciddi organizasyon bozukluğu, ona verilecek ev ödevini azaltmayı ve/veya ayrı bir odada öğretmen gözetiminde ekstra zaman vererek ödevini tamamlatmayı gerekli kılabilir.( AS’lı bazı öğrencilerin konsantrasyonları o denli zayıftır ki çocuğun anne babası her gece çocukla birlikte saatler harcayarak ödevi tamamlama stresine girerler.).

* AS’lı çocuğu sınıfın önüne oturtun ve dikkatini derse vermek içim sık sık sorular yöneltin.

* Dikkatini toplamadığı zamanlarda çocukla sessiz iletişim kurmaya çalışın (omuzuna hafifçe dokunmak gibi.

* Buddy sistemi kullanılıyorsa bu arkadaşını yanına oturtun ki çocuğu elindeki işe veya dersi dinlemeye uyarabilsin. Öğretmen aktif bir şekilde AS’lı çocuğu kendi iç düşünceleri ve fantezilerinden ayırarak gerçek dünyaya yeniden odaklanmaya teşvik etmelidir. İç dünyası gerçek hayattan daha cazip olduğu için bu gerçek bir mücadeledir. Küçük çocuklar için serbest oyun saati bile programlanmalıdır. Çünkü yalnızlıklarına dalar ve hayaller kurarak oynamaya dalıp gerçekle ilişkilerini kaybedebilirler. AS’lı çocuğa bir veya iki arkadaşı ile yakın gözetim altında oynatarak hem oyun zamanını düzenlemiş, hem de sosyal yeteneklerini uygulamasına fırsat vermiş olursunuz.

Zayıf Motor Koordinasyon

AS’lı çocuklar fiziksel olarak beceriksiz ve sakardır. Kaskatı ve beceriksizce yürürler. Motor yetenek gerektiren oyunlarda başarısızdırlar. İnce motor bozuklukları da varsa kalem tutmada problemler ve yazı yazma hızının düşük olması ve çizim yeteneklerinin etkilenmesi görülebilir.

Öneriler:

* Büyük motor problemleri ciddi boyutta ise uyarlayıcı fiziksel eğitim programların gitmesi için yönlendirirn.

* AS’lı bocuğu beden eğitiminde yarışmaya dayanan spor programları nedeniyle sağlık/fitness müfredatına dahil edin.

* Çocuğu yarışmaya dayanan sporlara girmesi için zorlamayın. Çünkü motor koordinasyondaki zayıflık nedeniyle bu sadece korkuya ve takım arkadaşlarının alay etmesine davetiye çıkarır. AS’lı çocuk kendi hareketlerinin koordinasyonunu anlamamanın eksikliğini çekerken takım arkadaşlarının hareketlerinin anlaşılmasını beklemeyin.

* Zamana ve parçalara bölünmüş ödev verirken çocuğun yazı yazma hızının düşük olduğu dikkate alınmalıdır.

* AS’lı yetişkinler sınavlarını tamamlamak için akranlarına oranla daha fazla zamana ihtiyaç duyarlar (sınavı ayrı bir odada yapmak hem daha fazla zaman sağlar hem de öğretmenin yönergeleri tekrarlaması kişiyi elindeki işe daha iyi odaklar. )

Akademik Zorluklar

AS’lı çocuklar genellikle ortalama ile ortalama üstü zekaya sahiptir (özellikle sözel açıdan) ama yüksek düzeyde düşünme ve anlama yeteneğinden yoksundurlar. Düz ve yalın olma eğilimindedirler. Hayalleri somuttur, soyutlamaları ise zayıftır. Titiz, kılı kırk yaran konuşma stilleri ve etkileyici kelime hazineleri hakkında konuştukları şeyi anladıkları gibi yanlış bir izlenim verir. Oysa ki gerçekte onlar sadece okuduklarını veya duyduklarını papağan gibi tekrar etmektedirler. AS’lı çocuk çoğunlukla mükemmel bir hafızaya sahiptir, fakat bu mekaniktir. Bir video gibi kurulma sırasına göre çalışır. Problem çözme yetenekleri zayıftır.

Öneriler:

* İstikrarlı başarı sunması amaçlanmış, fazlasıyla bireyselleştirilmiş akademik program sağlayın. AS’lı çocuk kendi içgüdülerini izlememek için fazlasıyla motivasyona gerek duyar. Öğrenme korku uyandırıcı değil, ödüllendirici olmalıdır.

* AS’lı çocuk duyduğunu tekrarladığı zaman anladığını varsamayın.

* İlave açıklamalarda bulunun ve ders içeriği soyut olduğu zaman basitleştirmeye çalışın.

* Mükemmel hafızalarını onların yararına kullanın. Sakladıkları bilgiler genellikle onların en kuvvetli tarafıdır.

* Romanlarda anlatılan şekliyle ilişkiler, bir şeyin değişik anlamları ve nüansları çoğu zaman anlamazlar.

* AS’lı kişilerin yazılı ödevleri çoğu zaman kendini tekrarlar, bir konudan öbürüne atlar ve yanlış kelime bağlantıları vardır. Bu çocuklar genellikle kişisel görüş ile genel bilgi arasındaki farkı bilmez ve bu nedenle öğretmenin onların anlaşılması güç açıklamaları anlayabileceğini zanneder.

* AS’lı çocukların genellikle okumaları çok iyidir, ama dili idrak etmeleri zordur.

* Akademik çalışmaları düşük kalitede olabilir. Çünkü AS’lı çocuklar kendi ilgi alanları dışındaki konularda çabalamak için motive olmazlar. Yapılan çalışmanın kalitesi açısından kesin beklentiler belirlenmelidir. Zaman periyotlarına bölünerek yapılan iş sadece tamamlanmış olmamalı aynı zamanda dikkatli yapılmış olmalıdır. As’lı çocuk kötü yaptığı çalışmasını teneffüste veya kendine ayıracağı zamanda düzeltmelidir.

Duygusal Yaralanma (İncinme):

AS’lı çocuklar normal eğitimlerini tamamlayacak zekaya sahiptir. Fakat çoğunlukla sınıfın istekleri ile başa çıkacak duygusal güce sahip değildir. Bu çocuklar esnek olmamaları nedeniyle kolaylıkla strese girerler. Kendine güvenleri düşüktür. Sıklıkla kendilerini eleştirirler ve hata yapmayı tolere edemezler. AS’lı yetişkinler özelikle adolesan çağındakiler depresyona yatkındır. (AS’lı yetişkinler arasında depresyon oranı yüksektir.) Öfke reaksiyonları/sinirlilik, stres ve aşırı endişe durumlarında yaygın bir dışavurumdur. AS’lı çocuklar nadiren rahattır. İşler onların katı bakış açısı doğrultusunda gitmediği zaman kolaylıkla etkilenirler.

Öneriler:

* Yüksek seviyede istikrar sunarak patlama yaratacak etkileri önleyin. Streslerini azaltmak için günlük rutinde olabilecek değişikliklere karşı hazırlayın. AS’lı çocuklar beklenmedik değişikliklerle karşılaştıklarında korkarlar, kızarlar ve üzülürler.

* Patlamalardan korumak için strese karşı nasıl baş edeceklerini öğretin. Üzüldüğü zaman neler yapması gerektiğini yazmasına yardım edin. Örneğin: 1- Üç kere derin nefes al. 2- Sağ el parmaklarını 3 kere say. 3- Rehber öğretmeni görmek istediğini söyle. Çocuğun kendini rahat hissettiği ritüellerden birini listeye ekleyin. Bu maddeleri bir karta yazarak çocuğun cebine koyun ki gerektiğinde erişebilsin.

* Öğretmenin sesinden yansıyan etki minimumda tutulmalıdır. Hırsı ve sabrı gösterirken AS’lı çocuk ile olan iletişimimizde sakin olun ve o sizi önceden tahmin edebilsin. Bu sendroma ismini veren psikiyatrist Hans Asberger (1991) belirtmiştir ki: “Açıkça görülen bu şeyleri AS’lı öğrencisine öğretmesi gerektiğini anlayamayan öğretmen sabırsızlığı ve irritasyonu hissedecektir.” AS’lı çocuğun üzgün veya depresif olduğu konusunda sizi bilgilendireceğini beklemeyin. Bu çocuklar diğer insanların duygularını anlamadıkları gibi kendi duygularından da haberdar değillerdir. Çoğu zaman depresyonlarını örtbas ederler ve belirtilerini inkar ederler.

* Öğretmenler; dağınıklığın, dikkatsizliğin, ve yalnızlığın artması, stres eşiğinin azalması, aşırı yorgunluk, ağlama, intihar belirtileri ve benzeri gibi depresyona işaret eden davranış değişiklikleri konusunda uyanık olmalıdır. Bu gibi durumlarda çocuğun kendisini iyi hissettiğini söylemesine inanmayın.

* Bu gibi belirtileri çocuğun terapistine bildirin veya çocuğu depresyon açısından incelenmesi ve gerekiyorsa tedavi alması için terapiste gönderin. Çünkü bu çocuklar genellikle kendi duygularını tartamazlar ve depresyonun erken teşhisi çok önemlidir.

* AS’lı adolesanların depresyona özellikle eğilimli olduklarından haberdar olun. Bu çağda sosyal yeterliğe çok değer verilir. AS’lı öğrenci diğerlerinden farklı olduğunun ve normal ilişki kurmakta zorluk çektiğinin farkına varır. Akademik çalışma genellikle daha soyut bir hale gelir ve AS’lı öğrenci ödevlerini daha zor ve karmaşık bulur. Vakaların birinde öğretmenler AS’lı adolesanın artık matematik dersinde ağlamadığını ve dolayısıyla daha iyi başedebilmeye başladığını düşünmüştü. Oysa gerçekte daha sonraki matematik derslerinde katılımın ve verimin azalması ile anlaşıldı ki çocuk matematikten kurtulmak için kendi iç dünyasına kaçmıştı ve aslında hiç başedemiyordu.

* AS’lı adolesanın günde en azından bir kez kontrol edilebilmesi için bir görevlinin belirlenmesi kritik öneme sahiptir. Bu kişi onunla her gün biraraya gelerek ve diğer öğretmenlerin gözlemlerini toplayarak ne kadar iyi başa çıkıp çıkamadığını tayin etmelidir.

* Özel bir alanda zorluklar görüldüğünde akademik yardım almalıdır. Başarısızlığa karşı bu çocuklar daha çabuk etkilenerek reaksiyon gösterebilirler.

* Duygusal olarak çok kırılgan AS’lı çocuklar özel eğitim sınıfında kişiselleştirlmiş akademik programa gerek duyabilir. Bu çocuklar kendilerini üretken ve yeterli görebilecekleri bir öğrenme ortamına ihtiyaç duyar. Bu nedenle ödevlerini tamamlayamadığı , konseptleri kavrayamadığı bir yerde tutmak içe kapanmalarını artırıp depresyonun basamaklarını hazırlar. Bazı durumlarda özel eğitimden ziyade bir kişisel yardımcı belirlenmelidir. Bu yardımcı etkin bir destek, yapılanma ve istikrarlı geri bildirim sağlar.

Aspergerli çocuklar çevresel stres faktörleri altında kolaylıkla ezilirler ve kişilerarası ilişki yetenekleri nedeniyle öylesine derinden etkilenirler ki bu da duygusal yaralanma ve zor bir çocukluk izlenimi yaratır. (Wing 1981). Everard’a (1976) göre bu gençler sorunsuz akranları ile kıyaslandıklarında önce çok farklı olduklarını sonra dünyayı tavizsiz ve beklentilere uygun bir hale getirmek için ne büyük çaba gösterdiklerini farkederler.

Öğretmenler, AS’lı çocukların etraflarındaki dünya ile işbirliği yapmayı öğrenmelerinde can alıcı rolü oynarlar. Çünkü AS’lı çocuklar genellikle endişelerini ve korkularını ifade edemezler. Onların güvenli iç dünyaları yerine bilinmez dış dünyada yaşamalarını sağlamak ve buna değeceğini göstermek yetişkinlere düşer. Okulda bu gençlerle çalışan profesyoneller onlarda eksik olan dış yapılanmayı, organize olmayı ve tutarlılığı sağlamak durumundadır. Sadece akademik başarıları için değil aynı zamanda diğer insanlardan yabancılaşma hislerini azaltmak ve günlük yaşamın alelade istekleri karşısında daha az ezilmelerine yardımcı olmak açılarından da Asperger sendromuna sahip kişilere yaratıcı öğretme stratejileri gereklidir.

www.ozelegitimsitesi.com
www.ozelegitimforumu.com

Anne Baba Olmak

*Uzman Psikolog Cafer ÇATALOLUK
Evlilikle beraber kişiler anne ve baba olmaya kendilerini hazırlarlar. Bu aynı zamanda çevre tarafından da desteklenir ve kişiler yüreklendirilir. Hem kadın hem de erkek kendi çocuklarının zeki, güzel ve başarılı olacakları ön varsayımıyla hareket eder. Çocukluk oyunlarında bile herkesin bebeği sağlıklıdır;zaman zaman hastalansa da, bu kolaylıkla tedavi edilebilir.

Özellikle kültürümüzde kayınvalide ve kayınpederin temel beklentisi bir torun sahibi olmaktır; istenenin “eli ayağı düzgün” bir bebek olduğu kuşkusuzdur. Sağlıklı olan bu bebeğin erkek olması da halen çoğu bölgede tercih nedenidir. Hatta erkek çocuk doğuran gelin yerini sağlamlaştırır ve aile içinde iyi bir pozisyon edinir.

Daha evlenmeden eşler çocukları, çocuğun adı,gideceği okulu,işi, ve yaşamını planlarlar. Çocuklarının ne kadar başarılı olacağını düşünür, “gözleri sana benzese, benim gibi sarışın olsa…” hayaller kurarlar. Doğmamış olan çocuk için elbiseler alınır. Cinsiyeti belli ise pembe –kırmızı veya mavi tonları eve dolar, hatta kitapları bile seçilir ya da alınır.

Adını kim koyacaktır, nasıl yetiştirilecektir, kim sorumluluk alacaktır, kimin ailesinin dediği olacaktır?

Bütün bu hazırlıklar doğmamış ve doğacağı hatta doğarsa sağlıklı olacağı meçhul bir canlı üzerine yapılmaktadır.

Doğacak çocuk anne babanın ne olduğunu bilerek bekledikleri değil umarak bekledikleri fakat onların beklentileriyle ilişkisi olmayan tamamen kendine has bir bebek olarak dünyaya gelecektir.

Fakat çocuk sağlıklı doğduğunda ve bir de ebeveynlere benzerse, anne ya da babanın bire bir kopyası olmayan yeni canlı hızla kabullenilir. Gerçi çocuklarının kendilerinden ve beklentilerinden bağımsız ve farlı olduğunu kabullenmeyen insanların sayısı az değildir ama bu başka bir konuda irdelenecektir.

Doğan çocuk sağlıklı değilse ve hastalıktan öte özürlüyse bu aile için hiç beklenmeyen, düşünmekten kaçınılan bir durumla yüzleşmek olacağından büyük sıkıntılar ortaya çıkar. Aile iç dünyası ile gerçeklik arasında bir uyum sağlamak zorunda kalır. Bu durum yas sürecine benzetilebilir. Klasik literatürde yas bir birincil nesne ilişkisinin (anne-baba-çocuk-eş vb.) kaybı ve kişinin bu kaybın yasını hakkıyla kabullenmesini, yokluğuna uyum sağlamayı; aksi taktirde bunun depresyon olarak geri geleceğini anlatmak için kullanılır. Burada ise somut bir kayıp yoktur; onun yerine kurgulanan, varsayılan, gerçekmiş gibi algılanan birinin kaybı söz konusudur. Ayrıca bir var olan vardır; hiç tasarlanmamış, düşüncesinde bile tahtalara vurularak “şeytan kulağına kurşun dökülmüş” biridir ve onunla birlikte olmak ve ona uyum sağlamak zorunluluğu vardır. Onun için iki kez ağırdır bu durumdur.

Burada iki tür hayal kırıklığı orijinli kayıp vardır. Birincisi yıllarca beklenen ve hakkında özenle kurgular yapılan ve kendini tamamlayacak çocuk doğmamıştır. İkincisi ise doğan onun asla tasarlamadığı,olmaması için çok özen gösterdiği, ve başka ailelerde gördüğünde tahtalara vurduğu bir çocuktur. Bu doğan engelli çocuğu kabullenmek ve onunla yaşamak onun için kolay değildir. Onu gururla önce kendine sonra diğerlerine nasıl göstereceğini bilemektedir.Ona bir hayat sunmak ve artık ona gelecek yaratmak zorundadır. O böyle bir hayat planlamamıştır.

Beklenen çocuk doğmamıştır aynı zamanda ölmüştür. Ortada olan ise hiç beklenmeyen, tasarlanmayan ve ne yapılacağı bilinmeyen bir çocuktur. Bu durumda iç içe geçişli çeşitli süreçler yaşanır. Şunu özellikle belirtmek gerekir ki bu yas süreçleri kişiden kişiye ve durumun özelliğine, çocuğun özrüne ve derecesine, aile içi dışı desteklerin olup olmamasına göre farklılıklar gösterir. Aşağıda belirtilen basamaklar zorunlu ve ardışık olmayabilir. Birey hızlı ve basamaklı geçerken ileri ve geri dönüşler yaşayabilir.

Şok ve Emin Olamama:

Bu süreç inkar dönemi olarak da adlandırılır. Bu birdenbire hiç sebepsiz tokat yendiğinizde ya da aniden korkutulduğunuzda, elinizin ayağınızın boşalmasına benzetilebilir. Bu dayanılmaz durumla baş etmek için bir hazırlık dönemidir aynı zamanda. Ebeveynin sorusu “ Ne oldu ? ” dur. Bu dönem gerçeği cam arasında görmek ama yürekte görmeyi inkar etme dönemidir. Bu durum birkaç saatle birkaç güne yayılan ya da daha uzun süren bir süreçtir. İnsan içsel olarak ikiye bölünür gibidir. Bir taraf farkına varır diğer taraf tamamen reddeder. Yanılıp yanılmadığını anlamak için gelip gidip bebeği kontrol eder. Bu dönemde özellikle uykusuzluk, boğazda düğümlenme, nefes almada sıkıntı ve boşluk hissi, kas gücünde azalma gibi belirtilerin yanı sıra söylenenleri anlamama, olanları takip edememe, olağan becerilerini kaybetmişlik hissi olabilir. Korku ve yoğun bunaltı en sık yaşanan duygular olarak karşımıza çıkar.

Bilmek ve Vicdanla Karşılaşmak:

Kişi artık bir şeylerin yolunda olmadığının bilincine açık olmaya başlar ve temel sorusu “Evet ama böyle olmasına imkan yok...?” olur. Yaşanan çaresizliğe rağmen başaracağına, üstesinden geleceğine, ya da bir sürpriz olacağına, ya da bir mucize yaratacağına dair çocukça bir güçlülük hisseder. Kişiden kişiye farklı olmakla beraber aylarca bu süreç yaşanabilir. Bu süreç aynı zamanda öfke ya da pazarlık dönemiyle de iç içedir.

Öfke ve Pazarlık:

Bu dönemde yoğun bir öfke ve pazarlık hüküm sürer. Aylar alabilir. Kişi çok öfkelidir. Duruma, kendi başına gelmesine, eşine, yakınlarına, tanrıya, devlete; hepsine zaman zaman büyük öfkeler duyar. Bir yanlızlık ve yalnız bırakılmışlık, köşeye sıkıştırılmışlık, cezalandırılmışlık hissi hakimdir. Yoğun suçluluk, başkasını suçlama ve abartılı isyanlar görülür. Soruları “Niçin ben?”, “Eğer öyleyse ben de......isterim”dir. Aklına zaman zaman kayıp çocukla ilgili düşünceler gelir. Niçin kendi başına geldiğini anlamaya çalışır. Aynı zamanda bu süreç önceki süreçlerle beraber bozulan kendilik algısını değerlendirme ve bu hali anlamlandırma sürecidir?. Kişi bu süreçte kendisinin ya da eşinin hatalarını, genetik deformasyonlarını, günahlarını aramaya ve sorgulamaya devam eder. Kendini veya eşini cezalandırıcı tutumlar sergiler. Kafasında bazı şeyler kurar ve bozar; kurduklarına öfkelenir. Burada özellikle yalnız bırakıldığı ve böyle olmaması gerektiğine dair fikirlerle uğraşır. Kaybın geri alınması için ödünler vermeye hazırdır. Kendini cezalandırmalar görülebilir. Devlet ve yakınlar onun için her şeyi yapmalıdır. Eğitimcilere öfkelenir, yeterli eğitim verilmiyordur; doktorlar, terapistler gereğini yapmıyorlardır ona göre. Çocuktan yapmasını bekledikleri çoktur ve o yapamayınca çok öfkelenir çok kaygı duyar ve çocuğun potansiyeline kabullenmeye hazır değildir.

Depresyon ya da Çökkünlük Dönemi:

Artık bitti dönemidir. Bu dönemde artık umut yerini umutsuzluğa, kendine güven güvensizliğe, biz hali yalnızlığa, yarın yerini yarınsızlığa bırakmaya başlar. Kişi artık durumu görme ve ne yapacağını, nasıl baş edeceğini sorgulamaya başlar. Bu dönemde yalnız kalma, içe çekilme, düşmüş omuzlar, mutsuz yüz görülür. Duygusal yoğunluk artmıştır. Aynı zamanda bu dönem kişinin vazgeçmeye yani intihara en yakın olduğu dönemdir. Temel sorusu “Neden her şey anlamsız?” halini alır. Bu dönem aynı zamanda sürecin başından itibaren durumu en gerçekçi değerlendirme dönemidir. Kayıp ve yeni halle ilgili olarak kişi artık gerçekle karşılaşmış ve yeniden hayatını nasıl planlayacağını düşünmeye başlar.Yeni hale dair çalışmaların, olan çocuğu görme ve olanla ilişki kurma ve yürütmeye daha gerçekçi yaklaşma ve hayatı planlamada başlangıç dönemidir de aynı zamanda.

Kabul:

Gerçeği kabullenmeye başladığı ve doğan çocuğu ve onun potansiyellerini görmek için kendine izin verdiği bir dönemdedir. Kafasında dönüp duran cümle “Şimdi anlamaya, tanımaya başladım”dır. Artık kendinde, eşinde veya şartlarda sebepler aramaktan vazgeçtiği, kendi inançları ve doğruları çerçevesinde soruları cevaplayıp hep aynı çıkmaz suçluluk duygularına dönmeyi durdurduğu ve çocuğunun varlığını kabullendiği bir döneme girmiştir. Giden gitmiş, bir anlamda doğum yeni olmuştur. Artık gerçekçidir. Artık bu çocukla birlikte yaşamak ve ona en iyi eğitimi sağlayabilmek için gerçekçi planlar yapar. Bu dönemde zaman zaman, özellikle de zorlanma anlarında acılar ve yas hali nüksedebilir.

Aktiflik ve Dayanışma:

Artık temel cümle “Hayatımı değiştirmek istemiyorum”dur ve dayanışma ve varlığın temel özelliklerinden biri olan toplumsallaşma itkisiyle, cümle “biz yaparız” haline dönüşür. Aile dayanışma grupları, çocuk kampları, dernekler vb. sivil toplumsal yapılara katılma ve kurulmasına önayak olma başlar. Bu dönemde de zaman zaman duygu yoğunlukları ve çeşitli iç sıkıntıları yaşanabilir. Ama olağandışı bir sebep olmadıkça bu sıkıntılar geçicidir.

Yukarıda anlatılan bütün süreçler birbiri peşi sıra gelmek durumunda değildir; kabullenmeden depresyona geçilebilirken, şoktan kabullenmeye de geçilebilir. Burada temel etken ebeveynin destek mekanizmaları ile kişilik örüntüsü iken

diğer etkenler çocuğun özrünün türü, ağırlığı, zamanı ve ebeveynin bunu öğrenme şekli ve zamanı olarak sıralanabilir.
www.ozelegitimsitesi.com
www.ozelegitimforumu.com

Üstün Zekalı Çocukların Özellikleri



Üstün zekalı ve üstün yetenekli çocuklar genellikle parlak çocuklarla karıştırılmaktadır. Bu nedenle bu iki grubun özelliklerinin karşılaştırılması, üstün zekalılar için alınması gereken önlemlerde ana babaların öğretmenleri yönlendirmelerinde yardımcı olacaktır.

Parlak Çocuk
İlgilidir.
Sorulara cevap verir.
Yanıtları bilir.
Grubun üst dilimindedir.
Anlamı kavrar.
Uyanıktır.
Verilen işi tamamlar.
İyi fikirleri vardır.
Okuldan hoşlanır.
Güçlü belleği vardır.
Öğrenirken mutlu olur.
Verilenleri kolaylıkla alır.
Kolaylıkla öğrenir.
Belli bir sırayla öğrenmekten hoşlanır.
Akranlarıyla olmaktan hoşlanır.
Bilgiyi özümser
Üstün Zekalı Çocuk.
Oldukça fazla meraklıdır.
Sorunun ayrıntılarını tartışır.
Sorular sorar.
Grubun çok ötesindedir.
Anlam çıkarır.
Keskin gözlem yapar.
Projeler oluşturur.
Alışılmamış tuhaf fikirleri vardır.
Öğrenmeden hoşlanır.
İsabetli tahminlerde bulunur.
Öğrenirken eleştireldir.
Verilenleri alırken coşkulu ve gergindir.
Verilenleri zaten bilmektedir.
Karmaşık ve giriftlik onu coşkulandırır.
Büyük yaştakileri ve yetişkinleri seçer.
Bilgiyi değiştirip uygular.


Üstün zekalı çocuklar için özel eğitim önlemlerinin alınmamış olması nedeniyle, olağan eğitim ortamları içinde düzenlemelerin yapılması zorunlu hale gelmiştir. Bu düzenlemelerin sınıf öğretmeni tarafından yapılması gerekmektedir. Olağan sınıflarda uygulanabilecek önlemler şöylece belirlenebilir.

Öğretmen sınıfında yukarıda belirtilen özelliklerde çocuklarla her semtte ve her sosyo ekonomik tabakada karşılaşa bilir. Ancak çok üstün olanlarla tüm öğretmenlik süresince ancak bir kez karşılaşabilir.


Bu özellikler, öğretmeni paniğe düşürmemelidir. Çünkü, üstün zekalı çocuğun öğretmeninin de mutlaka üstün zekalı olması gerekmez. Normal bir öğretmen, çeşitli açılardan üstün zekalı çocuklara kaynaklık ve önderlik yapabilir.


Sınıftaki üstün zekalıların tümü, sınıf çalışmalarına karşı istekli ve ilgili olmayabilir. Bunun nedeni sınıf etkinliklerinin yeterince uyarıcı olmamasından olabilir. Bunu gidermek için, proje çalışmaları, ilgi alanlarını çeşitlendirme ve daha üst konularla programı derinlemesine ve dikey zenginleştirme yapması gerekir. Konuların sunumunda ve öğrenilmesinde tekrara dayalı anlatımlardan , ödevlerden rutin iş ve görevlerden kaçınmak gerekir.


Sınıfta bu öğrencilere daha zor soruların sorulması, yeni fikirler üretmelerine fırsat tanınması gerekir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus, yanıt vermede diğer çocuklara öncelik verilmesinin üstün zekalı çocukları dersten ve okuldan soğutabileceğini unutmamak gerektiğidir.
Derslerle ilgili olarak araştırma ağırlıklı ek ev ödevlerinin verilmesi gerekir.


İlgilendikleri alanlarda proje çalışmaları yapmasına ve sınıf arkadaşlarına sunarak paylaşmasına olanak tanımalıdır. Uygulaması hemen pratik olmayan ya da hemen olası görülmeyen yaratıcı fikirlerini dinlememek, ertelemek ya da ret etmek çocuğun zihinsel kapasitesini geliştirmesini engeller.
Çalışmaları, grupları ve sınıf oyunlarını yönetmelerine fırsat tanınmalıdır.


Sınıf düzeyini temel almaksızın konularda kendi hızlarına göre ilerlemelerine fırsat tanınmalıdır. Bu konuda teftiş yapan denetçilerin de uyarılması ve bilgilendirilmesi gerekmektedir.


Üstün zekalı çocukların ihtiyaçları karşılanırken çeşitli sorunlar ortaya çıkabilir. En önemli sorun, öğrencilerin zihinsel yeteneklerinin büyük farklılıklar göstermesidir. Sınıflar yükseldikçe, zihinsel yetenekler açısından söz konusu değişkenlikler artar. Tıpkı ayrı hızla yarışan otomobillerin yol uzadıkça aralarındaki mesafenin açılması gibi, zihinsel gelişme hızları biri birinden farklı olan çocukların aralarındaki fark da okulda geçen süre uzadıkça artar.


Üstün zekalı çocukların olağan okul programlarına yerleştirilmesinde özellikle öğretmenlerin seçimi oldukça önemlidir. Bu nedenle çocuklar okula kayıt ettirilmeden önce aşağıda belirtilen özellikleri taşıyan öğretmenleri aramak ve bu öğretmenlerle öğretime başlamak önerilebilir.

Öğretmen Özellikleri;

Kapsamlı bir meslek tecrübesine ve yapılan hataları kabul edebilme yeteneğine sahip olma.
Her şeyi bildiğini sanan ve kendisini bütün bilgilerin kaynağı olduğunu iddia eden bir sınıf öğretmeni bu çocuklarla başarısızlığa uğrar.
Öğretmenin " bilmiyorum" diyebilmesi gerekir.
Çocuğu uygun kaynaklara yönlendirebilmelidir.
Geniş bir tecrübeye sahip olması
Benlik duyguları güçlü, iradeleri yüksek olmalıdır.
Kendilerine değer verir ve güvenirler,
Diğer kişilere ve özellikle öğrencilerine değer verir, önemser ve saygı duyar.
Ortalama üstü zekaya sahiptirler.
Esnek, yeni fikirlere açık, entelektüel, edebi, sanat konularına ilgili, bilgisini geliştirmeye hevesli.
Baskı ve zorlama yerine, yol gösterici, rehber kişilerdir.
Demokratik, işbirlikçi, yenilikçi, deneyimlerden hoşlanan bireylerdir.
İmgelem gücünü ve üretkenliği destekleyen, saygı duyan ve espri yapmaktan hoşlanan bireylerdir.

Kaynaklar
Prof. Dr .Ayşegül ATAMAN
Gazi Üniversitesi
Gazi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü
Görme Engellilerin Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı


Ekleyen:

Eklenme Tarihi: 2009-08-26 10:38:34

13 Kasım 2009 Cuma

special education

Our special education teacher and I use this method with the special education students in inclusion when taking notes or copying vocabulary. It can be modified to suit the needs of most children.

MATERIALS:

  • folders or spiral notebooks

METHOD:

  1. Type notes, vocabulary, etc., and make into an overhead.
  2. While on the computer, save the first draft and then go through and delete words and insert spaces. Ex. community: the ________ part of the ecosystem
  3. Print enough copies for each special ed. student that needs one. (We do not give every special ed one--only the ones that need it)
  4. If using folders, simply insert the copies when you are ready for them. If using spiral notebooks, cut them down to size and tape onto the next available pages. (We suggest that you use the same kind of notebook that the regular ed. students are using so as to not draw added attention to those special ed. students.)
  5. During class, when the regular ed. students are copying notes into their notebooks, the special ed. students can copy only the required words.
  6. This lowers the frustration level of those special education students that struggle to keep up. It works great!!

    Submitted by,

SHEILA BROGAN & JENNIFER PETERMAN
NEFF SCHOOL
MIAMISBURG, OH
s123brogan@aol.com



OPENING A SPECIAL ED CLASS

GRADES 1-8

The following are some important tips for a special ed teacher who is starting a new school year. These are primarily geared towards multi-grade Learning Disabled, or Emotionally Disturbed classrooms:

1. PHYSICAL CLASSROOM ARRANGEMENT

  • Desks should be arranged in a manner where each student has his/her own personal desk...no sharing or grouping, as this leads to major distractions for the special ed child.
  • Centers should be arranged in various parts of the room where students can go when they are done with their individual work, so they do not disturb others. These centers can be filled with fun and educational things such as puzzles, easy reading with pictures, GeoSafari©, and other hands-on material.
  • The teacher's and aide's desks should be placed at opposite ends of the classroom, front and back, for supervision purposes.

2. BULLETIN BOARDS

As in regular ed classrooms, some bulletin boards should be reserved for the students' work, while others should cover topics that are also being covered in the curricula at that time. For example: when I work on my Ocean Unit, I put up a bulletin board with a blue backing, different sea life taped onto it, and I drape an old fishing net over it, complete with small sea shells caught inside the net. Next to this board, I have a center with many shells, complete with two books all about shells and the ocean floor.

3. CLASSROOM INTRODUCTIONS

On the first day, plan on reviewing your CLASSROOM RESPONSIBILITIES, (not RULES--the kids become immediately resistant), SCHOOL STANDARDS, and your PERSONAL EXPECTATIONS.

This last part is extremely important. Most of these students have gotten used to low expectations from their previous teachers...and as a result, have tried little, academically and behaviorally. If your personal expectations are high (but realistic) they will raise themselves to your expectations!

Depending on the age of the students, you may want to include your expectations for the overall year. However, for special ed students, you must be clear about choices they make, and positive and negative consequences of those choices.

4. THE FIRST COUPLE OF DAYS

  • Placement tests: Begin the first day giving at least one placement test and try to have all tests completed by the third day. The sooner you have the students in a routine, the better.
  • Fun activities: Plan some fun activities for the first day. Let them have a period of time to interact together. They may play games, work on a fun assignment together, or whatever you decide.
  • In an elementary school, start organized P.E. from the very beginning. Tremendous social skills, along with physical skills, classroom cohesion and organizational skills are developed on the playground--especially with the special ed student.

5. THE TOP FOUR SURVIVAL TIPS

  • ALWAYS PLAN MUCH MORE THAN YOU'LL GET THROUGH IN A DAY. Sometimes, some of your ideas won't work out with these particular kids on that particular day, and you'll have to switch. Also, with high expectations...your students may do better than you expected, and finish sooner than expected!
  • Be prepared to THINK ON YOUR FEET. These students are often extremely intelligent and expect you to take them to areas you may not have anticipated. On the reverse side, a discipline, or learning problem, that unexpectedly shows up and is not dealt with immediately and appropriately, can destroy a lesson for the entire class.
  • Be FLEXIBLE. Some days, even the first week, you end up having to forget about your plans and do something unplanned. That's okay and part of being a special ed teacher!
  • Finally, and probably most important, ENJOY YOU R KIDS. These are usually sweet, fun kids, and a good special ed teacher can have a greater effect on their future than anyone else.

    submitted by

    MELODIE BITTER
    LORNE STREET SCHOOL
    LOS ANGELES, CA
    mandel@pacificnet.net



SPECIAL ED SPELLING WEEKLY AGENDA

GRADES: 3-12

MATERIALS:

  • spelling lists
  • writing materials

METHOD:

  1. Monday: Students will write their spelling word 5 times in cursive, then write them on file cards to be placed in their own file card holder. These words can be used to study or as a word bank when writing.
  2. Tuesday: Students are to place their words in alphabetical order and write them in a sentence using correct grammar and punctuation.
  3. Wednesday: I make up sentences spelling their words incorrectly, some sentences do not begin with capital letters, others have incorrect ending punctuation. We go over these the next day.
  4. Thursday: I make up word searches and fill in the missing letters papers, sometimes the students are to look up their words in the dictionary. Lower functioning students may just write down the page number.
  5. Friday: Grade the spelling tests in class, asking the students to correctly spell the word they missed. Perfect papers get 3 mini-tootsie rolls or other small candy available.
Submitted by,

GEOFF JURICA
LIBERTY ELEMENTARY SCHOOL
ALLIANCE, OH
jurica@aviators.stark.k12.oh.us


MODIFYING THE ELEMENTARY SCHOOL CURRICULUM FOR STUDENTS OF SPECIAL NEEDS: A LIST OF IDEAS

GRADES: K-12

There are many simple modifications which can be made to assist students with disabilities in the regular classroom. Many of them are not that time consuming and can make a world of difference. The list below includes a few of the ideas that have helped the students I work with.

1. When independent work is presented, try to give it to the student in small "segments". For example, a test or worksheet could be folded in half. The student could be asked to do the first half and then come up for further directions. This prevents the student from feeling rushed or overwhelmed with the amount of work given.

2. Allow extra time (within reasonable limits) for students who have difficulty. Also, reducing the length of an assignment is sometimes a good idea.

3. In your lesson plans, note in italics (or mark with a highlighter) the objective you want the student to master. His or her objectives do not need to always be the same as the rest of the class. Look at the students IEP (Individualized Education Plan) so that you know what objectives need to be covered. For example: The whole class might be expected to write a paragraph about something they learned. A student with mild mental retardation in your class might be expected to write 3 facts she/he learned. A student with fine motor problems could write some; you or a peer helper could take dictation on the rest.

4. Present information visually (overhead projector, posters, pocket charts, chalkboard) and auditorally. Whenever possible, tie in a hands on component as well. I had a teacher who threw a koosh ball to a student if he wanted them to answer a question. It helps to keep everyone focused! Doing this will help all the students in your class; they each have their own unique learning style after all.

5. Have students do simple exercises before writing (pushing palms of hands together, pushing down hard on a desktop, squeezing and relaxing fists).

6. If a student cannot do what everyone else in the class is doing, modify worksheets. For example, imagine most students are doing subtraction with regrouping in class. Cut the problems out of the worksheet and use the rest of the original as a "frame". Create some problems appropriate to the students level (double digit subtraction with NO regrouping, subtraction facts to 18) and paste them onto the modified original. After you copy it, the student has a worksheet that looks like everyone else's; but he or she can do work at their own level.

7. Have a large variety of multi-level reading books in your classroom. A listening center is also a "must have". Have parent, high school and other volunteers put some of your textbooks (relevant chapters) on tape so that students with disabilities may have these cassettes as a tool.

8. Use story maps and other graphic organizers to assist students with writing tasks. Advance organizers (outlines) can help students search for meaning when they read. Make up a chapter outline and give it to all the students. It teaches them to attend to the important points in a chapter.

9. Use color coded index cards in a file box to keep track of your students' objectives and modifications. The students names should not be on these cards!!! By color coding, you have the information handy without violating confidentiality. If you need to, ask the special education teacher to help you find this information in the students' IEP's and PPT minutes.

submitted by

JAN DEMONTIGNY
FARM HILL ELEMENTARY SCHOOL
MIDDLETOWN,CT
demont@99main.com



BEHAVIORAL MODIFICATION SYSTEMS

GRADES: K-6

As we all know, a special education class needs a variety of behavioral systems. Here are some quick strategies/systems which work for me:

POINT SYSTEM:

Each student has a chart given to him/her at the end of the day with points earned throughout the day: reading, math, behavior, homework, etc. The student must have the chart signed by his/her parent and returned daily. I write notes to the parents on the charts, so as to be in constant contact with them.

Once a month, the students take their points and go "shopping" in my classroom "store", which is full of school supplies, and little knick-knacks that the students enjoy.

RECESS/LUNCH TICKETS:

Sometimes our students think that our assistants have less authority than we do as teachers. An easy remedy is for the students to earn "tickets" for good behavior at recess and lunch. My assistant hands out the tickets which reinforces the fact that they must listen to her. At the end of each week, we hold a drawing for a prize.

INTERMITTENT REINFORCEMENT:

I tell my students that they never know when I'm going to catch them being "good" (on task, good citizen, etc.). If I do, they may get a compliment, a sticker, "free time", or something else special.

Although these strategies may seem like a lot of work, I've seen my classes go from having the "store" once a month to only having it once in a semester. As long as you taper off the frequency, it works great! They begin to do their work, not only for the reward, but because it's important to them.

submitted by

MELODIE BITTER
LORNE STREET SCHOOL
LOS ANGELES, CA
mandel@pacificnet.net



MAINSTREAMING SPECIAL ED STUDENTS INTO EXTRACURRICULAR ACTIVITIES

GRADES K-12

Our students with special needs often excel, or just feel good about participating, in all of the "extras" at their school. Music, drama, art, student council, sports, drill team, etc., are only a few examples of activities which may be valuable for our special education students. In addition, everyone benefits through greater understanding of each other as a result of this extra-curricular contact.

However, a couple of steps need to be taken in order to ensure that the special ed. student has a valuable, rewarding and successful time while under the direction of a regular education teacher in an extra-curricular setting:

  • In order for these students to participate, everyone, including the students themselves, must be comfortable with the situation and behavior expectations. It is up to the special education teacher to prepare the student properly--especially with behavior expectations!
  • It is also up to the special education teacher to assure the regular ed. teachers the appropriateness of placing the student into the activity.
  • The students need to know that they are responsible for the requirements of the activity: practice, memorizing, asking questions, taking notes, etc. If they have trouble with any portion of this, they need to find a solution: practice with a friend, ask for help from their special ed. teacher, etc.

    An example: A friend of mine directs the Musical Theatre production group at a magnet school for the performing arts. Although the members of the group are almost always exclusively taken by audition from the magnet population, he also allowed two home school, special education day class students to audition. They both passed, and were let in as full performing members of the group. The only adaptation that the teacher had to make (and was fully willing), was to allow the two students extra time to memorize words of songs, (since their disability involved language processing). However, this adaptation was not a hindrance to the group, nor a burden to the teacher. An end result was one of these special ed. students had a singing solo at the major show of the year!

If all parties accept the expectations of the students, the teachers, and the program itself, success is almost always assured. These students in the special ed. program are there for specific needs...much, if not most, of their talents and personalities are the same as students in the regular education program. Therefore, why shouldn't they participate fully whenever appropriate?

submitted by

MELODIE BITTER
LORNE STREET SCHOOL
LOS ANGELES, CA
mandel@pacificnet.net



FULL INCLUSION MAINSTREAMING

GRADES 1-12

Today's popular catch phrase for special education students is "full inclusion." What no one seems to address is that some students are ready to attend regular education classes and some students need more individual attention to prepare them for entry, or reentry to the regular program.

"Full inclusion" assumes that with minimal assistance, a special education student will be successful in a regular classroom. This is true for SOME students, but certainly not all!

When thinking about moving a student back to the regular program, many issues must be considered when determining the most appropriate placement:

  • Is the student on grade level, or near grade level, for everything? If so, and the student's behavior is appropriate, full inclusion could be the best answer.
  • Is the student on grade level for one or two subjects? If so, mainstreaming for only those subjects would be most appropriate, is the student's behavior is not an issue.
  • Is the student below grade level but able to help much younger children? If so, allowing the student to be a peer tutor will not only raise his/her self-esteem, it will also reinforce the basics for the student.
  • Is the child so far below grade level that he/she can not tutor, however, the student's behavior is good? If this is the case, this student can be mainstreamed for recess/nutrition, lunch, art, music and PE.
  • Is the student's behavior such a problem that it is extremely disruptive to others? If so, then this student may not be ready to mainstream, or may need to "earn" mainstream situations in his/her favorite area.

Whatever you choose to do with your students, be sure that you choose whatever is appropriate for each individual--DO NOT simply choose a system because it is the current "thing" to do! The 1970's law, PL-91-142 has a statement about "least restrictive environment as appropriate to the student." We must remember this when making decisions to help our students.

submitted by

MELODIE BITTER
LORNE STREET SCHOOL
LOS ANGELES, CA
mandel@pacificnet.net



WORKING WITH PARAEDUCATORS

GRADES: K-12

I use many of these strategies to help my paraeducators in the classroom. Frequently, it is difficult to keep them up to speed, since they are usually only there from start to finish of school (if we are lucky). Here are some things that I do to keep them up!
1. Weekly Meetings. We meet every week for 20-30 minutes to discuss new information, things teachers need, changes in schedules, etc. I also use this time to brainstorm on any problems that we or any students are having, to disseminate information to them in the way of articles or handouts, and plan modifications for certain activities.
2. Sit down with each para at least once a week, usually at lunch or right after school. This is very informal, and gives the para a chance to express any concerns or issues.
3. Model for paras. At least once, and for new paras, it is important to not only tell them, or explain things to them, but to be able to show them. This may mean asking your principal for release time, or using your own. I go into the classrooms and have the para watch and critique how I work with the students. It would also be a good idea to video them so that they may watch and critique themselves.

submitted by

SHANDA SCHLAGENHAUF
no school listed
FT. COLLINS, CO
skschlag@usa.net


RECORD KEEPING TIPS

GRADES: K-12

In addition to teaching, Special Education teachers have to keep records on everything. This can be very time consuming. Below, are ways I have tried to make this overload of paperwork more manageable.
1. IEP's - I keep copies of all my student's IEP's in a binder. I keep the binder at my desk so whenever I work with a student one-on-one, I can quickly find the IEP and focus on the skills that are specified. Then, I can record the information directly on the IEP.
2. Student Papers - I give each student a folder that is to stay in the classroom. Visually impaired students have yellow folders and my Autistic student has the only purple folder. Therefore, they can easily find it and retrieve papers.
3. Turning in Work - We have all heard "But I turned it in. I put it on your desk." To stop this problem, I made a Turn In Box. It is labeled by grade. Students put all completed work in that box. They know not to put it on my desk. It has worked great!
4. Returning Papers - I use the Turn In Box described above. One side of the box is labeled "Return" and is labeled by grade. Volunteers hand out any papers they find in the box. I never have to hand back papers or clutter up my desk with them.
5. Behavior Logs - I have several students who are labeled as Behavior Disordered. I created forms to record their behavior. Then once I quickly write down the behavior, I can easily file it in their student folder (that I keep in a desk drawer w/ work examples, notes from home, etc.) Then, when the principal needs documentation of behaviors, I have neat, organized forms that I can quickly retrieve and copy.
6. Inclusion Support - My students have Related Arts classes (music, art, computers, physical education, etc.) in a regular education setting. Therefore, to help them succeed, I must track their progress and help them with any assignments they are having trouble completing. To do this, I made a form. On the form, I have a column for: Student Name, Passing?, Make Up Work. The teacher can easily complete the form, put it in my mailbox. I have the information on how to help them and written proof that the student is receiving help.
submitted by
ROCHELLE CHENOWETH
ELKINS MIDDLE SCHOOL
ELKINS, WV
rchenoweth@neumedia.net

SETTING UP A LANGUAGE ARTS PROGRAM FOR SPECIAL ED STUDENTS

GRADES 1-8

When putting together an academic program for Special Education students, the first thing one must keep in mind is to follow the IEP (individualized education program) for each student. Although teachers often feel pressure to follow the Course of Study for their particular school district, following the IEP is extremely important. Most learning disabled students need strong Language Arts and Math programs. On the IEPs, goals will usually be listed in these areas. Therefore, the major concern of a teacher setting up a program of this type the first time should be in establishing a strong Language Arts program.

Here are some basic ideas to keep in mind when establishing a Language Arts program for Special Ed students:

READING

The best thing one can do with special ed students in Language Arts is to establish a phonics program. As old as the idea may seem, teaching phonics to our students is valuable to the majority (but take care...it is NOT appropriate for all). I use Hooked on Phonics, but the Renee Herman is also good, especially for younger children.

If you use Hooked on Phonics, be sure that an adult works one on one with students. It's much more effective in the classroom than having the students work independently with the tapes!

SIGHT WORD VOCABULARY

A sight word approach is especially important for those students who do not appear to respond well to the phonics approach. This method may easily be worked into spelling, history, math, science, and of course, literature.

READ GRADE LEVEL BOOKS

One should read grade level books to the students--even if they do not have the decoding skills necessary to read them independently. By reading to them, the students can still enjoy, comprehend, compare and contrast these books! Special Education students have a right to be exposed to literature that those without special needs are reading!

submitted by

MELODIE BITTER
LORNE STREET SCHOOL
LOS ANGELES, CA
mandel@pacificnet.net



MANAGING INSTRUCTIONAL TIME IN THE RESOURCE ROOM

GRADES: K-6

Because the needs of students who come to the Resource Room are so diverse, it can be challenging to structure the learning environment. I have begun managing my Resource Room in the following manner:

Setting Up/Getting Prepared

  1. I created a chart with three columns. Each column has an arrow pointing downward (one orange, one blue and one green). I laminated the chart so that I could write on it with wipe-off crayons.
  2. Each day, I decide how I want to group students. Generally, grouping by ability level or IEP objectives works best. I end up with an orange group, a blue group and a green group. Then, assigning one column on the chart per group, I write student names in the columns.
  3. I then assign certain tables as work spaces by placing an orange marker on one table, and so on. My markers are simply folded pieces of manila that stand up. Using this system allows me to set up everything the night before. Students can come in, look for their names on the chart, and group themselves according to color. They usually look over the materials I have already set out. So far, this seems to increase their enthusiasm.
  4. I have 1 or 2 paraprofessionals in my room most of the morning. I write brief instructions on sticky notes (the larger ruled brand) and stick the notes on the materials. This usually is sufficient explanation.

Rotation/Instructional Time

  1. I provide direct instruction (mini-lessons on a skill or strategy; reading from a Linguistic Reader, etc.) to the first group of students while the other 2 groups work with paras. The paras do a lot of skills games, review and reinforcement/practice activities. When I finish my mini-lesson, the groups rotate.
  2. Then, we rotate again! Simple! Sometimes I teach the same mini-lesson to 3 groups. Sometimes my instruction is more individualized. Likewise, paras may do different activities with different groups. It all depends on what the students need on a particular day.

Variation:

One group could do independent work or simple games (SIGHT Word Bingo, for example) if sufficient paraprofessional help is not available.
submitted by
JAN DEMONTIGNY
FARM HILL SCHOOL
MIDDLETOWN, CT
dwaynejan@snet.net