Karen
Horney, günümüzün insanını böyle tanımlıyor: “Kaygıları nedeniyle davranışları,
kişiliği nevrotik özellikler kazanmış kişi!”
İnsanın
günümüzdeki kaygıları için öyle çok neden var ki…
Kendimize
ilişkin kaygılar, çevremize ilişkin kaygılar, kimi zaman dünyanın gidişine
ilişkin kaygılar yakamızı hiç bırakmaz.
Son
birkaç ay içinde hepimizi saran “deprem kaygısı” neredeyse gerçek bir ruh
sağlığı sorununa dönüştü. Hepimiz birer deprembilimci kesildik, fay hattı
nerelerden geçiyor, deprem nerelere yakın, kaç şiddetinde deprem nasıl etkiler
gibi sorular açık kaygılara dönüşüyor.
Deprem
olayını aşarsak eskisiyle yenisiyle kaygılar gene peşimizde, gene içimizde.
İyi
de, hep kaygıyla yaşanmaz. Aslında kaygıyla yaşamak dünyanın en zor işlerinden.
Onun için de insanlar “kaygıdan kurtulmanın” yollarını arıyor.
Kaygıdan
kurtulmak, bilişsel düzeyde buna uygun bilgi, bilinç, duygu donanımıyla
olabilir. Hem akademik zekânın hem de duygusal zekânın bu anlamda eğitilmiş
olması “kaygıyı pozitif yaşamaya” dönüştürebilir.
Bunun
için “dört adımlı bir strateji” uygulamak gerekiyor:
1. Adım:
Kaygıyı tanımak, varlığını bilmek.
2. Adım: Kaygıyı oluşturan
olgular, koşullar, kişilerle ilgili olarak değişik seçenekler oluşturmak.
3. Adım: Bu seçenekleri tartarak
yapılması gereken iş konusunda karar vermek.
4. Adım: Verilen karar
doğrultusunda harekete geçmek ve sorumluluk almak.
Bir deprem tehlikesinden
girilecek sınava, çocuğumuzla ilgili sorundan işimizle ilgili kaygılara kadar
uygulamamız gereken yol budur. Ancak her duruma özgü “yapılacak işler programı”
elbette farklı olacaktır.
Ama
pek çok insan için “kaygıdan kurtulmak” kolay değildir. Bu durumda insanlar
kendileri için “kaygının vereceği sıkıntı ve acılardan kurtulma yolları” olarak
dört temel yol seçerler. Karen Horney’in üzerinde durduğu dört temel yol
şunlardır :
1.
Kaygı uyandıran olguyu ussallaştırma:
Çocuğumuzun ateşi çıktığı
zaman “kaygılanırız.” Bir yandan da çocukların ateşinin çabuk çıktığını, hemen
telaşlanacak bir şey olmadığını biliriz, ama “kaygılanmaktan kendimizi
alamayız.” Bu kaygıyı ussallaştırarak (akla uygun duruma getirerek),
çocuğumuzun ateşinin yükselmesinin çok kötü bir hastalığın işareti
olabileceğini söyler, telaşımıza haklı bir gerekçe buluruz.
Pek çok
kaygımızı bu biçimde ussallaştırarak “kaygımızın bizde yaratacağı sıkıntıyı
haklı kılmaya” çalışırız.
2.
Kaygının varlığını inkâr etmek :
İnsanlar kendilerinde
kaygı uyandıran herhangi bir şeyi “inkâr ederek” bu kaygıdan kurtulmaya
çalışırlar. İşyerinde herkes için var olan bir “işten çıkarılma” riskinin
uyandırdığı kaygıyı, kişi “benim için hiçbir şey yok” diye inkâr ederek
uzaklaştırır. Bu biçimde “inkâr ederek kurtulmaya çalıştığımız” pek çok
kaygımız vardır. İnsanlar kimi zaman çok yakınlarındaki bir tehlikeyi bile
“görmeyi inkâr ederek” kurtulmaya çalışırlar. Alman demokratları da “faşizm
tehlikesini görmezden gelerek” kendilerini rahatlatmak istemişler, ancak faşizm
gelince kendilerini kurtaramamışlardır.
Burada dikkati çeken bir
nokta da, tehlikenin yarattığı kaygı ne denli yüksekse inkâr da o denli
şiddetli olmaktadır.
3.
Kaygıyı uyuşturma yolları :
Bu yolların başında en
çok bilinen “alkol kullanma”, “uyuşturucu kullanma” gelir. Dünyada giderek
artan alkol ve uyuşturucu kullanımı “kaygıyı uyuşturma” ile doğrudan
bağlantılıdır. Ancak uyuşturma yolları sadece bunlar değildir.
“İşe
aşırı düşkünlük” de kaygıyı uyuşturmanın çok uygulanan bir yoludur. Cumartesi
pazar günleri de çalışmak, yaz tatili yapmamak, işe aşırı düşkünlük, kaygıyı
uyuşturmanın hem de yüksek ödüllü bir yoludur.
Normal
dışı uyku uyumak da kaygıyı uyuşturmanın bir yoludur. Burada dikkati çeken, çok
uyuduğu halde kişinin kendisini dinlenmiş hissetmemesidir.
Cinsel
edimler de kaygıyı uyuşturmanın bir yolu olarak kullanılır. Aşırı cinselliğe
düşkünlük, ratsgele cinsel ilişkiler, buna karşın doyumsuzluğu engelleyememek,
sinirlilik, bu tutumun kaygıdan kurtulmayla ilgili olduğunu ortaya koyar.
4.
Kaygı uyandıran her şeyden kaçınmak :
Toplumda
bu konunun sık görülen örnekleri “bende bir şey bulurlar” kaygısıyla gerektiği
halde doktora gidememek, diş hekiminden kaçınmaktır. Pek çok insan yapması
gereken işleri, duyduğu kaygı nedeniyle yapamaz duruma gelmektedir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder